Blog Arşivi

15 Şubat 2026 Pazar

TAMGALIK ÖNGÖRÜLER..

 


        

                                                                                               15.02.2026

 

Mustafa Kemal imzalı öngörüler kendini her zaman ispat etmiş belgelerdir. Ve bunun aksini söyleyebilmek asla mümkün olamamıştır. Mesela yukarıdaki resim yazıdaki asırlık öngörüler bugün yaşadıklarımız değil midir? Nitekim Atatürk öngörüleri, cetvel gibi doğruluklarıyla yalnız şaşkınlık değil Dünya genelinde hayranlık yaratmıştır. Olağanüstü bir analiz yeteneği ve deha ile betimlenen bu öngörüler, Atatürk'ü erişilemez bir zirveye çıkartmıştır.

 

Ön Türk İmparatorluklarının tabası olan bütün kavimler, din ve inançlarında tamamen özgür bırakıldıkları için hiç savaşmadan, sulh ve huzur içinde yaşadıkları nedeniyle, hepsinin ortak Devleti olan Türk İmparatorluğunun bekası için birlikte çalışarak İmparatorluğu daha da yüceltip büyüterek yaşatmışlardır. İşte, Türk tarihini çok iyi bilen Mustafa Kemal'in devletçilik anlayışı ve öngörülerinin kaynağı, Türk İmparatorluklarının ihtişamı içinde ve Türk Tamgalarında araştırılmalıdır.

 

Atatürk öngörüleri yalnız bizim için değil; ama evrensel Dünya için de büyük anlam kazanmıştır. 'Yurtta sulh cihanda sulh' anlamı, alternatif düşünce sahibi Dünya vatandaşları arasında bile sayısız taraftar kazanmıştır. Harplerden nemalanan birçok silah taciri için bile durum değişmemiştir. Zira harp sonrasının ilk gecesindeki uyku, yastık altındaki altından bile değerlidir. Çünkü yaşam en değerli mülktür.

 

Evrimleşen bilimseli kurguladığımızda, gelecekte değer bilgilerimizin de değişeceği anlaşılıyor. Bugün bir altın bilezik için bile adam öldürenler, dış gezegenlerde buldukları miligramı dahi milyonlar eden madenler için, acaba ne canlar yakacaklardır. Biz bu düşüncelerde yolumuza devam ederken, bugün gelişmenin mihenk odağı olan Çini de izlemeye devam edelim o zaman. Çünkü bugün yaşadığımız dönemin de çok üstüne sıçramış olan Çin'den öğrenilecek çok şey olacaktır.

 

Laikliğin Anayasaya girmesinden sonra, 1982 de yapılan bir referandumla, laik mi, seküler mi olmalıyız seçkisinin yüzde 70 laiklik lehine sonuçlanması, ülkemizde laikliği artık perçinlemişti. Durum bu kadar açık ve yasalsa, bu bağlamda söylenecek bir şey kalmamalıdır. Ne var ki laik olmayı beğenmeyen bağnaz müstevliler ve Şeyhülislam kalıntıları laik olmayı savunanların suç işlediğini yasallaştırmaya çalışıyorlar. Ne diyelim, Allah onlara fazla gecikmeden biraz akıl, biraz da fikir versin.

 

6 Şubat 2023 Depreminden, 3 yıl sonra bile acıları giderilmemiş olan depremzedelere, haklı ihtiyaçlarını gidermek yerine hala nasihat veriyorlar. Oysa Deprem masraflarını iki defa karşılayabilecekleri Deprem bağışlarının hesabını vermek yerine, yetmezmiş gibi, muhalefetin İktidar adayını, elimine edercesine, mağduriyetlerini CHP’ye atfediyorlar. Oysa kendilerininkilerden başka bütün beyinlerin görüp anladığı gerçekleri yok sayarak, aslında karşılıksız ve en ufak beklentisi bile olmadan bütün gerçek Deprem yardımlarını neredeyse CHP yaptığı halde, 'ANLAMAK' kelimesinin ne olduğunu bilmeyen beyinleriyle bir de aksini savunuyorlar.

 

Epstein meselesinin salt bir oldu bitti olmadığı görülüyor. Çünkü İktidara yakın çevrelerin kontrol altına alınmasını istedikleri ülkelerde, şaibeli adamlarla şaibeli birliktelikleri, nüfus sahibi insanlara istediklerini yaptırabilmek için, en ucuz, hızlı, etkili ve onların ellerini kollarını bağlayabilecekleri metotlar olmalıydı ve öyle de oldu esasen. Böylece emperyalist paylaşımındaki ülkeleri, sessiz ve derinden kontrol altına alabildiler.

 

            Üstüne de nüfuslu insanları kendilerine suç ortağı yaptılar. Kolay ve ucuz, ne ustaca değil mi? Genelev sahibi bir dedenin torunu olan Trump’ın, umduğundan bile fazla işine yarayan bu olgular, belki de Epstein’ in erken reset edilme nedeniydi, kim bilir? Adam öldü de pisliği çıktı ortaya. Herhalde birileri, bu davetleri hediye sandılar ve salakça geldiler tufaya. Herifin başka ülkelere sayısız kara para seyahatleri yaptığı gibi Türkiye’ye de özel uçağıyla defalarca geldiği biliniyor. Ne getirdiği onun olsundu; ama giderken ne götürdüğü çok önemliydi. Şayet depremzede çocuklarımız da varsa götürdüklerinin arasında, o zaman o yavrular için, bütün aracı olanlara ödediği paraların, şerefsizlerden fitil fitil kazınarak sökülmesi gerekmez mi?

 

Hazır olun! Köprüler, yollar ve dahası, yani milli servete ait ne varsa satılınca ve emperyaliste bağımlılığımız her noktada artınca veya mandalığımız tescil edilince. AKP'nin ömür boyu iktidar kalacağı hesap ediliyor. Durum böyle olunca da erken seçimler daha bir çıkmaza sokuluyor. Hele Anayasayı bile değiştirmeye kalkarlarsa. Bu durumda ise milli iradeyi, artık seçim sandığına kaynatmak gerekiyor. İnşallah anlaşılmıştır.

 

Çünkü Türkiye Ortadoğu'nun giriş anahtarıdır. İşte bu durumu da bilen Erdoğan, belki de artık kendileri için denizin bittiğini gördüğü için BOP Projesine, son görevini Ülkemizin her varlığını satmakla eda ediyor. Yalnız bilmediği veya düşünemediği bir şey var. Ülkemiz varlığının üstüne yeni varlıklar koyup sonsuza kadar yaşayacaksa da devran değiştiğinde, Kaptanıyla, AKP takımını arayın ki bir daha bulabilesiniz. Ve Osmanlı Kapitülasyonlarına rahmet okutacak Cumhuriyet Kapitülasyonlarını bakalım hangi çuvala sokacaklar.

 

Biz bunları söylerken, en işe yaramaz adamların AKP'ye yamananlar olduğunu söylemeden de olmaz. Çünkü milliyetçi ve CHP'li olduğunu söyleyen bazı omurgasızların aslında salt parasal nedenlerle ve hem de eşyanın tabiatı nedeniyle tam kaşsısında olmaları gereken bir Partiye geçmeleri, türlü çirkin sıfatları hak ediyor şüphesiz. Omurgasız olmak aynı zamanda nesnelsiz olmak demektir ki, böylelerinin hiçbir derde derman olamadıklarını söylemek yanlış olmaz. Bu anlamda bilinmesi gereken başka bir husus, kararsız olanların, aslında her zaman öznel muhaliflerini seçmiş olduğunun da asla unutulmaması gerektiğidir.

 

Bunlardan derman arayanlarsa, aslında yok hükmündedirler. Tarihe bakarsanız şeceresi bozukların nerede nasıl son bulduklarını da hiç zorlanmadan imajınıza alabilirsiniz. Yani boş verin bunları, laflarını bile etmeye değmez. Bu arada düşünülmesi gereken bir ara yüz daha var. Sık tekrarlanan milletin meclisi lafı, aslında milletin değil İktidarın Meclisini betimler. Hal bu olunca da önce, müstevliler temizlenerek; millet yani halkın ‘Atatürk Meclisi' yeniden tesis edilmelidir. İnanın ki tek çözüm de budur.

 

Esasen Cumhuriyet tarihinin kuruluşunda bile yaşamadığı kargaşayı artık çete kavgalarıyla yaşayan Meclisi değerlendirdiğinizde, kimsenin beyanatını dinlemeden ne söyleyeceğini bildiğinizi düşünüyorum, çünkü ak masalıyla başlayıp bugün karalar basmış olan Meclisin, değiştirilmemesi için bütün nedenleri iflas etmiş olan İktidar kanadında, siyaset yapılmadığını nasıl olsa sizde görüyorsunuzdur. Aynı bağlamda, tek adam sultasının, şanlı Meclisi ne acınası hale getirdiği de bütün Dünyaya sergilenmiştir.

 

Özgür Özel kurulacak yeni Hükümet programını açıkladı, dinleyip bir şeyler öğrenmeleri gerekiyor. Yalnız şu soru sorulmadan geçilmemelidir. Adam herkes için düşünüyor, herkes için konuşuyor, daha ne yapsın? Kasaptan köftelik kıyma alır gibi başka Partilerden vekil transfer etmek, rey hırsızlığı olması nedeniyle Anayasal bir maddeyle yasaklanmalıdır ki, seçim sonuçlarında da hakkın yerini bulması sağlanabilsin.

 

Yalnız bir anımsatma daha yapmak gerekirse; bağımsızlık karakterimdir diyen Atatürk'ün, akademi yıllarından itibaren spor camiaları içinde tek idolü olan, Beşiktaş Jimnastik kulübüydü. Nedeni ise uzun mücadeleler sonunda Padişahtan 1903 yılında, Osmanlı tarihinin ilk bağımsız kuruluş yetkisini almış olan spor kulübü (veya kamu cemiyeti) olmasıydı…


Serendip Altındal

 

 

Özün Kişiliğindir...

Özün Kişiliğinin Aynasıdır (Eski makaleler)

serendipaltindal02.blogspot.com

serendipaltindal94@gmail.com