1.15.2026
Nitekim
bugün Netanyahu taraftarlarına baktığınızda, İbrahim oğullarını temsil
etmediklerini, aslında birbirlerine bile karşı olduklarını derhal
anlayabilirsiniz. Demek ki, yeni bir Dünya harbi çıkarsa, kendi sonları daha
çabuk gelecek veya bir daha Devlet kurabilme ihtimalleri bile kalmayacaktır. Aynı
bağlamda, bugün Suriye de yerleştirilmiş olan bütün yabancı grupların, kimin
parası ve onayıyla yaratıldığını biliyorsanız, bütün bu Lejyoner ordularının neden
ve kime hizmet etmek için tasarlandıklarını da biliyorsunuz demektir.
Bırakalım
şimdi onları da kendi tiramolamıza bakalım ve rüzgarımızı hedefimiz yolunda tam
performansla kullanalım. Bu da herhalde kendimize verebileceğimiz en gerekli
yeni yıl temennisi olur. Çaresiz Bilal oğlana, sonunda kavuk bile taktılar.
Gecikmiş bir Gazze şovu yapan tarikat zındıklarıyla elele kasılıp durdu.
Herhalde onu tahta hazırlıyor olsalar gerekir. Ne ki, dönemini şaşıran taht
artık arşive, kullanım süresini aşmış bozuk bir numune olarak girmek üzere paketleniyorken,
bakalım Bilal'i nereye oturtacaklar. Modern çağın gerisinde olduğunu Trump’la çoktan
deklare etmiş ve zamanı geri sarmaya yönelmiş olan emperyalizm, herhalde
ulaşabildiği en son noktaya Bilal’i de gömecek ve geleceğinden koparacaktır.
Yine ve
bu defa da yeni bir 12 yıl şartı kanunu ile karşılaşan öğretmenlere bir
anımsatma yapalım. Tek gerçeği evrim olan evrenin, tek kanun koyucu olduğunu da
birlikte anımsarsak, bütün Dünya İktidarlarında mevcut olabilen ve her şeyin kendi
kontrollerinde olduğunu sanan ve hala gerçeklerinin farkında olamayan bazı beton
kafalıların, çıkardığı kanunların da kendileri gibi kalıcı olamayacağına, haksızlık
karşısında eğilmeyen, akıllı başlarınızla inanmaya devam edin sevgili
öğretmenler.
Yönetimsel
kararlar ve eylemler sonunda hep Devletlere fatura edileceği için esas olan,
kişiler değil Parlamento veya Senato kararlarıdır. Bu nedenle de Venezuela’ya
saldıran Trump Parlamentodan onay almadı demek, USA'nın sorumluluğunu asla egale
edemez. Aslında Maduro ile çevrilen, klasik bir CIA filmidir ve bu film
eskilerin tekrarı olarak çok seyredilmiştir.
Ve sona
yaklaşırken, Trump mevcudiyetinde kendi meşruiyetlerini arayanlar, çok dikkatli
olsunlar da Trump çukurunda birlikte yok olmasınlar. Zira hiç unutmayalım ki,
Devlet, müktesebatını koruduğu gibi, kendisini var eden emeklisini de korursa Devlettir
ve dolayısıyla da emeklisine harçlık değil, yaşama hakkını vermek zorunda
olandır. Ak trollerin sosyal medyada, gerçekleri çarpıtmak üzere, yapay
sorunlar yaratmak üzere görevlendirildiği ülkemizde, açlığa terk edilme gerçeği
altında ezilen emeklilerimiz için, Mecliste nöbet tutan CHP'li
Milletvekillerimize minnetle teşekkür etmeyi bir borç biliyoruz. Ve inşallah onlar,
kendi emekliliklerinde, bizim sıkıntılarımızı çekmiyor olurlar.
Aynı
nedenle, keserin yine döneceği dönemlerin de elbette tekrar geleceğinin, hiç akıldan
çıkarılmaması elzemdir. Devlet sorumluluğuyla uğraşmak, kaş yaparken göz
çıkarmaya dönüşür ki, hiç tavsiye edilmez. Öyleyse Trump son şansını akıllı kullanmalıdır.
Çünkü, USA bir kampüs Devleti olsa da Senatosu vardır. Ve senato, salt Devlet
müktesebatının her şeyin üstünde olduğunu savunmak için vardır.
Bütün
takıntısını Monroe’ye bağlayan Trump, sütten çıkmış ak kaşık olduğunu sanıyor. Monroe
dönemiyle, bugünün USA'sını, aynı çuvalın içindeki turplar sanıyor, çünkü kafası
hiç çalışmıyor veya kendi menfaat dünyasından başka da bir dünya tanımıyor, belki
de Yahudi’den bile daha fazla egosantriktir. Ne diyelim tanrısı ona akıl, fikir
versin. Ya da boş versin, gerçek Dünya duvarına çarpan kafası dağılınca, nasıl
olsa gerçek Dünya ile işine gelmese de tanışacaktır.
Halkının
sefaletini hazırlayan otokrat bir tek adam olan ve sicili Trump’dan daha parlak(!)
olmayan Maduro'nun, uyuşturucu bahanesiyle karga tulumba kaçırılması, Venezuela
maden rezervlerine göz koyan enternasyonal bir korsanlığın göstergesi olurken,
Doğu ve Batı arasında oluşacak yeni bir demir perdenin de işaret fişeği
oluyordu. Yalnız BM Protokollerinin dışladığı bu durum, USA'yı izole edecektir.
İşte insanoğlu, neresinden bakılsa budur. Peki insanlık mı nedir. Evrenin
sonuna kadar uzanan ve her perdesi yeni aktörlerle oynanan evrensel bir
tiyatrodur. Yani en iyisi akıllı olarak, ne olduğunu bilmek ve kendi sonuna kadar
da öyle kalmaktır.
Tam da
Demir perdelerden kurtulmuşken, yeni paradoksların ortaya çıkması evrensel
dertleri bitirmez; ama çoğaltır. Bakalım Dünya akıllı adamlar konseyi nasıl
çözecek bu gelişmeleri. Aptal adamları herkes tanıyor da akıllı adamlar konseyini
ben de tanımıyorum aslında. Hani iyi niyetle böyle bir varsıla empati oluşturmak
istedim sadece.
Türk
tarihi aslında Dünya tarihi olduğu için bütün Dünya vatandaşları tarafından çok
iyi bellenmelidir, ki zamanında olduğu gibi Dünya vatandaşları birliği yeniden
sağlanarak, harpsiz ve Dünya Kardeşliği altında, sulh içinde yaşanabilsin. Bu
aynı zamanda ileride Evren galaksileri birliğinin de kurulması demek olur ki,
tanrı ritüelinde başı dönen insanlığın, erişmek için hedefine koyduğu sonsuz
yaşam, belki de budur, kim bilir? Bense, çevrenizdeki karmaşadan dağılan
kafalarınızı kaldırıp, biraz da ufuktaki Felsefe dağına çıkarak nefes alabilmeniz
için bunları söylüyorum.
Bakın
Dünyaca, en ünlü konuşan marka sembollerine (mesela Mercedes marka yıldızı vs.)
sahip firmaların bile ticaret tarihlerinde hiç yapmadıkları kadar reklama
düştükleri, her kategoride ürünler yapmaya yöneldiklerine bakılınca geleceğin
ne hale geleceği de anlaşılıyor. Gelecek bir Dünya Savaşı'ndan sonra geride
kalabilenlerin para, mal, mülk kalmamış bir Dünyada, yeniden paylaşımcı bir
ortak yaşama dönmek zorunda kalacakları açıktır.
Şayet,
severken bile zarar verdiğimiz hayvanların gözlerinin derinliklerine bakınca,
insanlara daha fazla acıdıklarını anlarsınız. O Garipler konuşamıyorlar ki,
neler hissettiklerini anlatabilsinler, çünkü düşüncelerini ancak gözleriyle
anlatabiliyorlar. Hele geçen gün Ankara'da insan denen o ne olduğu
belirsizlerin, hiç kimseye en ufak bir zararı dahi olmadan yaşadığı, yaşlı ömrünün
son günlerini bile ona çok görerek, kendisini katledenlere, ağlayan gözleriyle
bakan ve Matmazel diye anılan sevimli köpekçik, insan denen mahlukat hakkında
acaba ne düşünüyordu? Bana sorarsanız, biçarenin ölmeden önce gözlerine bakıp,
türüm adına özür dileyerek, onunla vedalaşmak isterdim.
Maduro’nun
Trump ’tan bile bozuk siciline bakıldığında, ikisi birbirine yakışıyor
diyebilirsiniz. Ama bu Trump'ı haklı çıkarmaz kuşkusuz. Ve bir gün aynı durumun
Trump'ın ve kendisi gibi olan diğerlerinin de başına gelebilecek olması, USA
falan dinlemez, bilesiniz. Size samimi bir itirafta bulunayım ki, Maduro veya Trump
ve de bunlara iyi tanıdığımız başka birilerini de ekleyebilirsiniz, inanın ki
bu adam bozuntularının muhtemel kahırlı akıbetleri, yüreğimi biçare matmazelin
gözyaşları kadar asla sızlatamaz…
Serendip
Altındal
Özün Kişiliğinin Aynasıdır (Eski
makaleler)
serendipaltindal02.blogspot.com
