1.1.2026
Ne mi
oluyor? Artık babasına ulufe toplamak üzere yollara çıkan Bilal oğlanı, makûs
kaderi ne hallere düşürdü görmüyor musunuz? 23 yıldır milletin parasını başka
Limanlarda çarçur eden Amerikan bayraklı AKP korsan gemisi, yakında karaya
çıkmak üzere gün sayıyor. Bu arada Monroe Doktrinini tekrar anımsayarak NATO'yu
terk etmeye hazırlanan Trump, Türkiye'ye AB savunması içinde yeni görevlerin
önünün açılacağı imajının fotokopisini, AB masasına yatırmış oluyor. Bakalım
yakın günler neler taşıyacak.
Kültür
sıfatıyla betimlenen birçok aktivite kült bile değildir aslında. Nitekim bazen
insan hobi yaptığı aktivitelerin kült dahi
olmadığını anlayınca hayal kırıklığına uğrayarak, kaybettiği zamana yanar. İşte
hobi yaptığın Partin, 23 senedir seni hep aldatmışsa bilmem ki artık sana ne
denmelidir. Hele birde iki perdeli bir güldürüye sarmış ve ikinci perde de
Mehmet şimşek baş rolde oynuyorsa, bırakalım birinci perdeyi; ama ikinci
perdede güleceğin yerde ağlamaya başlamadıysan bil ki, ruhunda seni terk etmiş demektir.
Diğer
bir olmayan kültürümüzde Devlet gibi yönetilmeyen acınası Devletimizdir. Birçok
insan özellikle de evi olmayan emekliler ve diğer kiracı olan asgari ücretli emekçiler,
bırakın ev kiralarını ödeyebilmelerini, ev aidatlarını bile ödeyemez, hatta yiyecek
bir şeyler bulabilmek için çöp kutularını bile karıştırır hale geldiler. Tıpkı
ikinci Dünya Harbi mağlubu Almanlar gibi. Sokaklarda hayvan leşlerini paralayan
kürk mantolu kadınların bile resimleri, acılı hatıralar olarak bugün dahi Almanya
Belediyelerinde izlenebilir. Biz de nelerden bahsediyoruz. Harp mağlubu bile
olmadan, neden mi bu hale geldik? Başımızda kendi küpünü 23 yıldır dolduran bir
tek adamlı yandaşlar bileşkesini, İktidar diye ve halen de başımızda taşıdığımız
için.
Tarım
işçilerinin bütün alacaklarını ortaklarının cebine indirerek, ülkemin
komşularını bile bizim ihtiyacımız olan ürünleri kendi tohumlarımızla bizim
için ürettirip, aslında kendi ülkelerini bile doyurabilecek koca Türkiye'ye
geri satar hale getiriyorlar. Caklar, cuklar ülkemizin bütün dertlerini yazmaya
kalksak belki birlikte ağlayabiliriz. İşte mesela Kanal İstanbul gibi bir
kültür(!) şaheseri, ağlatan dertlerden biridir. Ve görülüyor ki, seçimden sonra
AKP öyle bir gidecektir ki, artık muhalefet Partisi bile olamayacağını anladığından,
ismini değiştirmek zorunda kalacak veya çok muhtemelen de siyasi opsiyonunu
kullanarak, diğer Partilere dağılacaktır. Adamlar öyle umutsuz ki, esasen bir
seçim hamlesi bile olamayan, verdikleri enflasyon altı ücret zamları, bu
görüşümüzü teyit etmektedir.
Bütün
bu tespitlerin üstüne, her sıkıntımızın ortak unsuru olan tek adam, birde gidişimiz
kanlı olur diye sallayınca, her halde ihtiyacı olan kanı fazlasıyla bulur,
sakıncası yok diyerek, kendi sonlarına açılan çıkış kapısını göstermek, bence
en yeterli cevap olur. Kürt sorunu olmayan Türkiye'de barış yaftasıyla, kan
kardeşimiz olan Kürtlerimize, yeni bir emperyalist kapan hazırlanmaktadır. Ve
etrafınıza baktığınızda yaşadığınız gerçekler ve entrikalardan, başınızın döndüğünü
hissediyorum.
Yalnız
hiç unutmayın ki, Dünya da herkes bitse de Türkler yine zirvelerde yaşamaya
devam edecektir, hiç kuşkunuz olmasın. Yazımı fazla uzatmamak için bu konulara
girmek istemiyorum; ama aynı nedenle, kafamı da fazla karıştırmıyorum. Yalnız çok
iyi biliyorum ki, mutlaka kendi kültür sentezimizin şemsiyesi altında kalmalıyız,
başkalarının sentezleri altında kalırsak değil yağmuru, üstümüze yağacak olan tükürükleri
bile karşılayamayız.
Ve her
şeyden önce bilinmelidir ki, Türk, Kürt kandaşlığını Kürt sorununa dönüştüren
ve emperyalist parmağıyla dürtülerek sorundan federasyon çıkarma gayreti içinde
olarak, üstüne bir de mükafat bekleyenlerle bırakın barışı, asla anlaşma bile yapılamaz.
Kendilerine Kürt diyen ve Kürtleri temsil ettiğini söyleyen; ama Kürtlerin geleceğini
bile karartacak olan bu ne olduğu belli emperyalist ajanları, gerçekte çözüm sürecinden
önce tasfiye edilmelidirler.
Bahçeliye
Saray talimatıyla baş rol oynatılan tek perdelik bir senaryo ürünü olan 'barış
süreci' isimli trajikomik oyunla ülkemiz, emperyalist manda (federasyon)
yapılmak üzere silahsız bir işgale hazırlanıyor. Nitekim bu doğrultuda Saraylıdan,
Putin'e S-400'lerin geri alınması talimatı bile verildi. Saraylı deyince
aklınıza hemen Erdoğan gelmesin. Zira Sarayda artık kimin eli kimin cebinde belli
değil olduğu söyleniyor. Ki, muhalif medyaya, çoğunlukla da iç muhaliflere
karşı yapılan uyuşturucu nedenli gözdağı operasyonlarından da bu durumu
gözlemek mümkün oluyor. Ayrıca sözü dinlenen bazı Saraylılara Trump'ın, bizatihen
manifesto bile verebileceği biliniyor.
Hele ülkemizde
2026 da Trump menşeli yeni ayarlamalarla, vergi artışlarıyla birlikte ekonomik
durum yaşanamaz hale gelince, eh OHAL de kaçınılmaz olacak demektir. Bu da seçimlerin
ertelenmesi demek olur ki, arkasından federasyon flamalarının sallanmaya
başlaması gecikmez. Şayet bu tespitlere karşın, Çin seddi gibi bir milli
müktesebat duvarı kurulamazsa, sonuç felaket olur. Yoksa, elbette ki Türk
milleti, müktesebatını nasıl koruyacağını çok iyi bilir. Ve bilinen başka bir gerçekse,
yaşamları yok edenlerin veya etmeye kalkanların, saatleri çalınca her halükârda
kendilerinin de yok olacağıdır.
Bu
arada hukuk sisteminde bir uygulama yapılarak, tarihimize mal olmuş saygın
isimleri taşıyan ve suç işleyen kişilere iki defa ceza verilmelidir aslında.
Birisi işlediği suçları, diğeri de sorumsuzca taşıdıkları isimleri için. Ne
dersiniz? Çünkü bunlar, asosyal olduklarında, sosyal yapıya zarar verdikleri
sorumsuzluğu da maalesef yüklenmiş oluyorlar. Böyleleri ne yazık ki ebeveyn
ihmalinde kalmış bazı gençleri yanlış yollara yönlendirerek, genç neslin geleceğini
de zapt ederek sosyal yarayı daha da büyütüyorlar.
Bir
başka kültür eksikliğimiz de gayri safi hasıla gelirinin büyüdüğü söylenen Türkiye’nin,
daha da eksilen toplumsal payına bakınca, toplumun çoğunluğundan kesilen payın da
salt yandaşlara aktarıldığı derhal anlaşılıyor. Ki ondan sonra eğitilmiş ve
meslek sahibi olmuş genç insanları, arayın ki bulasınız. Kültür zenginliğiyle,
çağdaşlığın başatı olmuş ülkeniz mi var sanıyordunuz?
Bu aralar,
izah edilemeyen İHA ziyaretleri de alıyoruz. Herhalde birileri güvenlik
savunmamızı yokluyor ya da bize, bakın ülkenizde istersek, istediğimiz yerleri
yok edebiliriz mesajı veriyor. Biz de hala S-400'leri Ruslara geri vermekten bahsediyoruz.
Rusların bu caydırıcı savunma silahlarını kendi güvenlikleri nedeniyle de bizde
görmek istediğini, düşünemiyoruz. Hele tarım ürünlerimizle alabildiğimiz Rus silahlarıyla
ancak, bağımsızlığımızı kazanabilmiş olduğumuzu dahi anımsayamıyoruz. Ayrıca
İran savaşında İsrail ile umduğunu, S-400’ler nedeniyle bulamayan Trump, boşuna
mı S-400'leri geri verelim diye tutturuyor?
Tam da
bunları düşünüyorken; Libya Genel Kurmay Başkanını da taşıyan bir uçağın, hem
de Esenboğa meydanından havalandıktan sonra düşmesi, aslında bizi de ciddi
olarak zan altında bırakıyor. Çünkü Ankara’ya kadar arızasız gelmiş bir uçağın Ankara’dan
kalktıktan sonra arızalanarak düşmesi, kuşkusuz akıllara farklı mesajlar
iletecektir. Yanlış zanları bertaraf edebilmek için ilgililerin bütün olağan imkânları
kullanarak olayı kendi hesabımıza ve bilhassa da yabancı makamları ikna edebilecek
enternasyonal bir çözümle, temize çıkarmaları gerekmektedir. Ölenlere rahmet, ailelerine
sağlık ve sabırlar dileriz.
Şehit
kanlarıyla sulanmış toprakların Türk anaları, elbette yeni Atatürkler
yaratacaktı. Çünkü Türkler, İmparatorluklarını kuran ve her dönem tarih yapan
Liderlere sahip olmuştu. İşte Özgür Özel de o has yaratılmış vatan evlatlarından
birisidir. Birbirlerine kenetlenmiş ekibiyle birlikte, sarsılmaz bir vatan
aşkıyla Atatürk yolunda vatanseverlik şaheseri sevgi selleri oluşturuyorlar. NARDUGAN
Bayramına girerken, Tengrileri onlara, güç kuvvet, ŞAN ve KUT versin,
emeklerinin yeni yıl armağanını, çam yapraklarının altında gönüllerine ışınlasın.
Yeni yılınızı muhabbetle kutluyor ve yeni yılda her arzunuzun, düşündüğünüzden
çok daha olumlu gerçekleşmesini, huzursuz uykularınızın artık sizi terk etmiş
olmasını, bütün esenlik dileklerimle birlikte kabul etmenizi diliyorum…
Serendip Altındal
Özün Kişiliğinin Aynasıdır (Eski
makaleler)
serendipaltindal02.blogspot.com
