15.12.2025
Yeni
yıla kaç kilo umutla girmeyi umuyorsunuz diye inanın, şakadan bile olsa sormak
istemiyorum. Çünkü aynı İktidar resmi duvarda asılı durdukça, gecemizin güneşi
göremeyeceğini hep biliyoruz. Belki de güneş yine doğuyor; ama biz göremiyoruz.
Ya bakmayı bilmiyoruz ya da acaba bakar kör mü olduk veya güneş salt hırsızlara
mı doğuyor diye soruyorum kendime. Oysa umuda en fazla ihtiyacımız olduğu bir
dönemdeyiz aslında. CHP ise beklendiği gibi, son Kurultayında seçtiği yeni
kadrolarıyla, İktidara hazır olduğunu her yönüyle gösteriyor.
Ne var
ki, fazla komplo teorileri okuyan bazıları, Türkiye dramını melodrama
çeviriyorlar, lakin siz onların zırvalarını asla ciddiye almayın. Zira taş
düşse de yuvarlandığı çevrede kalır. Yani ne daha ileride ne daha geride. Önce
bakarsınız taş mı, kaya mı diye. Ancak kaya ise, altında kalmamaya dikkat
edersiniz. İşte hepsi de bu kadardır. Ve Dünya dönmeye devam edecektir neticede.
Ne ki, Meclisin artık Devlet kahvehanesine dönüştüğü ve ‘birileri’ demeyi
bırakarak, artık herkesin aynada kendi suratına bakması gerektiği bu olumsuz günlerde
biz, yüreğimizi çalıştıran Cumhuriyete olan ve asla vaz geçemeyeceğimiz saygımızla,
artık yaşamayan analar ve atalarımıza öpücüklü rahmetler diliyoruz.
Anayasa,
baba yasa, etnisite, metnisite gibi yeni arayışlara girmeden önce, şayet bugün
Özel'in yerinde Atatürk olsaydı, aynı şartlar ve dönemde acaba nasıl düşünürdü diye
sorulursa, sizde benim gibi kesin bir cevap veremezdiniz. Yalnız benim gibi bu soruya
empati oluşturacağınız kesindi. İşte bunu yapınca da birbirinden farklı yorumlara
varacağımızdan, milletçe artık bir Referanduma ihtiyaç duyar hale gelirdik. Şimdi
ise, İktidar Partileri ve yandaşları birliği kazanını dolduran çorbanın artık
fokurdamaya başlaması, kendi yollarının sonuna gelindiğini de gösteriyor.
Yalnız yeryüzünde
herkesten önce Türklerin var olduğu ve diğer millet, ulus, Devlet kavramlarını
henüz bilmeyen diğer Dünya insanlarına, önce millet ve sonra da ulus Devlet
olmayı ve devletçiliği öğreten bir köke sahip olduğumuzu, Atatürk gibi öğrenmişsek,
en azından nasıl düşünebilecek olduğumuzu, hele önümüzde 23 yıllık AKP otokrat
iktidarı tecrübesi varsa, artık kimseye sormadan da cevaben biliyor olurduk. O
halde, şimdi sorum şu; acaba haksız mıyım?
Herhalde
önce, müktesep ve bağımsız durumumuzu pekiştirelim, yurtta sulh, cihanda sulh
prensibimizden asla taviz vermeden ve enternasyonal saygınlığımızı zirveye
taşıyarak, Doğu ve Batıdaki caydırıcı gücümüzü, gelişmiş milletleri
kıskandıracak seviyeye çıkartarak, tarihimizde olduğu gibi de adil, altı oklu
Cumhuriyetçi, anayasal, bağımsız, bilimsel, ekonomik, evrensel yasalara sadık
ve teknolojik varlığımızı daima zirvede tutmak üzere sorumluluk sahibi olmak
bilincinde, çok çalışmamız gerektiğini bize tekrar Atatürk’ün dikte edeceğini,
âdeta derinden duyuyor olurduk.
Ve
bunları kendi hesabıma duyduğumda, onu çok daha iyi tanıdığımı anlıyor ve
inanın onun yine aramızda olup bizi takip ettiğine de inanıyorum. Bu arada
duyduğumuz bazı güncel ifadeler de belgelenmek istiyordu. Mesela Erdoğan'ın,
Özel'e atıfta bulunarak 'sen CHP'nin geçmişine bak' derken, genç siyasilerin
çok daha büyükleri olarak, o geçmişe baktığımızda, bugün müktesep varlığımızı
medyun olduğumuz ve yoktan var edilen koca Cumhuriyet külliyemizi, içimiz titreyerek
yeniden okumuş olurduk. Ve bu yaşadıklarımızdan bir an önce kurtulmaksa, bu
dünyanın yaşanabilir olduğunu biz büyüklere yine de anımsatan bir lütuf olurdu.
Acaba
bugün Devleti yönettiğini sananlar 23 yıllık geçmişlerine baktıklarında acaba
hangi tarihi(!) anımsatabileceklerini sanıyorlar? Yoksa bir başka Devletin
meclisinde mi parmak kaldırıp indirdiklerini düşünüyorlar? Oysa hallerine
bakmadan suçladıkları CHP, bırakın parmak indirip kaldırmayı, düşünmeden ne
evet ne de hayır diyor. Çünkü düşünmek bir sanattır ve erbabına yakışır. Babasının
hesabına, TÜSİAD’a avuç açan Bilal Erdoğan’da konuştu; ama düşünce erbabı olmadan,
zira sorumluluğunu yitirmiş babasını methetmeyi, zemmetmekle karıştırdı
herhalde. Çünkü babasına, şayet Cumhuriyet’in kuruluş dönemine bakarsan, bağımsız
yerli yatırımcının Atatürk Meclisiyle nasıl MİLLİ olduğunu da öğrenirdin sorgusunu
akla getirdi. Bakın, doğuştan bağımlılık adamı ne hallere getiriyor.
İşini
gücünü bırakan Bahçeli, Erdoğan'a yine stepne olarak Kılıçdaroğlu’ nu destekliyor
ve CHP'ne suç yapıştırmak için adeta buhran geçiriyor. Ne ki, atıf yapanların kimler
ve 23 yılda ne masallar anlattıkları harfi tarifen bilindiğinden, aynı masalları
dinlemeye devam etmek artık abesle iştigale bile rahmet okutuyor. Bağlamında,
yaşam mücadelelerini kazanabilmek için erkeklerden güçsüz dolayısıyla da daha
akıllı olmak zorunda kalan, öyle de olan ve kendilerine daha fazla güvendiğimiz
kadınlarımızın bazıları, çukur adamlarından oluşan bir azınlığa uyunca, içinde yaşadığımız
kaos katastrofal hale geliyor.
Hele de
Bahçeli, önce başlattığı süreç meselesine çözüm üretmeye odaklanmalıdır, şayet
aklı başındaysa. Zira içinde CHP olmayan bir çözüm, ülkeyi salt tepe taklak
eder. Aynı mealde Barzani kukla asker tiyatrosunu, ülkemizde oynatanlara bilmem
ki ne denmeli, resimleri nereye(!) asılmalıdır? Tuvalet duvarlarındaki bazı aforizmalara
bakınca, yoksa o duvarlara asmak daha mı uygun olur diye düşünüyor doğrusu insan.
Yeterini
aşan zırvaları sallamaya alışkın olan ve emperyalist tekeriyle, bozuk Ortadoğu yollarında
zıplayarak koşuşturan Barrack adlı holigan, dönsün de aynaya Trump maskeli suratına
baksın. Ve kendi meclisinin bu gidiş ve gelişlere dağılmadan, daha ne kadar
dayanabileceğini hesaplamaya çalışsın. Bıraksında, dışarıdan bakılınca içleri
görülemeyen, hatta görülse bile içine girince bir daha çıkılamayan Ortadoğu Labirentlerini
araştırmayı da içlerinde kaybolmasın. Esasen Ortadoğu ve AB siyasasının USA
tarafından artık ister istemez terk edilmek zorunda kalacağını da hiç unutmasın.
Çünkü Dünya siyaseti, tek Devlet politikası dönemini çoktan terk ermiştir. Görünen
resme bakıldığında NATO’nun da ömrünü artık tamamladığı anlaşılıyor.
USA kuruluş
anatomisini inkâr ederek, kurumları yok sayarak ve Başkanlık otonomisini güçlendirerek
monarşik tek adamlığa soyunan Trump’ın sözcülüğünü ve de gözcülüğünü yaparken,
birlikte Dünya siyasasını sulandırmanıza karşın, Doğunun şimdilik hiç sesi çıkmıyor.
Onlardan tık dahi yok. Yalnız bu durum kimseyi yanıltmasın. Şayet onların sesi
çıkarsa yer yerinden oynar, rahat uyumak için kulaklarınıza pamuk tıkamanıza
rağmen kopacak gürültünün, sizde uyku filan bırakmayacağı kesindir. Hani biz
söyleyelim de gerisi artık size kalmış olsun.
Yalnız
kulak ardına atmamamız gereken tek husus, Türkiye Kürtlerinin aklında bile olmadığı
halde, hepimizin kardeşi olan Kürt’üyle birlikte bütün Türk milletine yedirilmeye
çalışılan sözde çözüm meselesinin, aslında ülkemizi federal ayrıştırmaya
zorlayan emperyalist bir BOP Projesi ve Erdoğan’ın da bu Projenin eş Başkanı
olduğunun asla unutulmamasıdır. Mesela sermayelerini daha da şişirmek için, gider
ayak hızla sattıkları ülke taşınmazlarımızın, yoksa farkında değil misiniz?
Artık umutları
kalmayan; ama emperyalistin yine de son şansı olan bu projenin, son dakikaya
kadar hayata geçirilmesine ve hatta gerekirse Türkiye de bir OHAL çıkarabilmek
için bile çalışacaklardır. Bu arada emperyalist askeri güçlerinin, F-35’lere
bile gökyüzünü haram eden S-400 savunmasından neden bu kadar korktuğu da
yeterince araştırılmadan asla dışlanmamalıdır. Buna rağmen, yeni seçimlere
kadar da hepimizi mutlu edecek bir çözümün oluşturularak, seçimden sonra çok
fazla düzelteceği Türkiye meselesi olacak, kurulan yeni halkçı demokrat Hükümetine,
bir de bu sorunun havale edilmesinin önünün alınması gerekmektedir.
Sonuç
olarak belirtelim; Türkiye gibi ilkleri yaratan bir Demokrat ve Halkçı Cumhuriyet
ülkesinin, Rahmetli Atatürk dehasıyla nasıl yönetilmesi gerektiğini, son Parti
programıyla Türk milleti vatandaşlarının önünde detaylarıyla açıklayan CHP Lideri
Özgür Özel ve bütün ekibine teşekkür ve minnetlerimizi iletiyoruz. Bununla
birlikte CHP ile Anahtar Parti arasında; Başkanlar arasında yapılan diyaloglar
dikkatle izlenmelidir. Çünkü destek yönlü böylesi buluşmaların, yeni Cumhuriyet
Türkiye’sine pozitif yansıyacağı açıkça görülmektedir. Ve iki entelektüel
beynin ürettiği etik düşünce, dört gözün iki gözden daha fazla gördüğü gibi,
elbette ülkemize çok da yararlı olacaktır. Ki buna milletçe çok ihtiyacımız
olduğu ise asla yadsınmamalıdır.
İBB
davası 12,5 yıl sürecek diyen yapay zekaya, bir soru daha sormak gerekiyor o
zaman. Ey yapay zekâ söyle bakalım. Devlet olma görevlerini unutan veya hiç
bilmeyen, anayasal kanunlara uymayan, kendi ülkesinin kanını ahtapot kollarıyla
emen, liyakatsiz bir İktidar, o ülkede daha ne kadar Hükümet kalabilir?
Serendip Altındal
Özün Kişiliğinin Aynasıdır (Eski
makaleler)
serendipaltindal02.blogspot.com
