1.12.2025
Alo!
Türkiye'ye, F35 verilmesine İsrail karşıymış. Bak sen şu şeytanın dalaveresine,
sana giren çıkan var arada sırada, ya da rüyanda baban ananı dövüyor seni de
elektrik çarpıyor herhalde Netanyahu. Ya da Filistin kanı içmekten şuurun kan
kokuyor ve ne dediğini bilmiyorsun muhtemelen. Uyanınca önce haç çıkar ve
yüzünü iki defa yıka, ki aklın başına gelsin de güne daha akıllı başlayasın.
Gelinen
Evrim düzeyinden ülkemizi soyutlarsak, belki de bizim için söylenebilecek en
doğru tespit; 23 yıllık antinasyonal ve antisosyal AKP döneminde tek
kazancımızın, güncel yaşantımız için ihtiyacımız olan tek asal, yani nasyonal
düşüncemizi yeniden sahiplenmiş olmamızdır. Ve bu doğrultuda eskiden farkına
varamadığımız yeniden yapılanmaya, artık hazır olduğumuzu söyleyebiliriz. Ve
bunu söylerken de kurtuluşa giden Atatürk Köprüsüne son çıkışa, CHP yönü
levhası koymaya sizce gerek var mı? Bana sorarsanız yok, çünkü millet çıkış
yolunu gözü kapalı biliyor artık.
Yaşadığımız
binlerce gıda zehirlenmesine bakıldığında, gıda denetimlerinin Belediyelerden
alınıp Sağlık Bakanlığına devredilmesiyle, artık Devlet Bürokratları tek
sorumlu hale getirilmiştir. Hal bu olmuşsa da bundan sonra her şeyi bilen ve
sorumlusu olan tek adamı muhatap almak gerekecektir. Bilmem anlaşılır oldu mu?
CHP
elbette İmralı komplosuna gelmeyecek ve sonuna kadar Demokrasi kulvarında kalacaktır.
Nitekim, İmralı’ya gidilmemesi kararı da bunu açıkça yine ortaya koymuştur. O
halde İmralı’ya gidilmesi konusunda karar vermesi gereken ilk insan da her kararı
vermeye muktedir tek adamdır. Ne var ki o, kararını ne hikmetse
verememektedir(!) Aslında illaki ilk kararı CHP'nin vermesinin istenmesi,
CHP'ne hazırlanan yeni bir kumpas görüntüsü vermektedir.
Aynı
bağlamda, Ordudan ihraç edilen Atatürk askerlerinin, her konuda hak ve hukuk
için polisle karşı karşıya gelen direnişçilerin, itişmelerinin önü
alınamadığından ve başımıza da taş yağmaya başlamadan, bu şirazesi çarpılmış
İktidardan kurtulmak anayasal hale gelmiştir.
Ülkemizin
istikbali olacak genç, aklı başında, liyakat sahibi ve suçsuz insanlarımıza
yapılan yapay tutuklamalarla ülkemize pisi pisine zaman kaybettiriliyor, artık
aklımızı başımıza toplayalım. Adam var, adamcık var, birde ikisi bile
olmayanlar var, bizim davamızsa bu üçüncülerle. Dolayısıyla da bütün adam olamayan
ve olamayacak olanların çetelerini, tam tekmil Devlet kapısının önüne koyarak
kurtulalım biran evvel onlardan. Unutmayalım ki, bu mealde Özgür Özel nasıl
olsa bütün hak savunucularının ihtiyacı olan belgeleri satır, satır ortaya
döküyor.
CHP,
verdiği Devletin temsilcisi Vekiller olarak İmralı’ya gidilmemeye taraf olma
kararıyla, başından beri tuttuğu doğru rotasına sadık kalmayı derinden
sürdürmeye devam edeceğini, esasen anlayanın ve anlamak istemeyenlerin kafasına
sokmuştur. Aynı doğrultuda seçim sonunda kurulacak ve Türk Milletinin bekası
olacak yeni Halkçı Demokrat Hükümetin, Cumhuriyetin kurulmasından itibaren
yapılamayan toprak reformunu daha kolay çözümleyebileceği, toprak işçilerinin
artık metropollerdeki ağır sanayi sektörlerinde çalışmak zorunda kaldıklarından
anlaşılmaktadır.
Çünkü
çok daha çağdaş hale gelmiş ve gelecek olan makinalı tarım, ormancılık ve
hayvancılık sektörleri, az adamla çok daha fazla üretim yapmaya başlayacak ve
marabalara ihtiyaç kalmayacak, toprak ağaları da her sektörde çalışabilecek ve artık
yatırımcı olan modern patronlara dönüşeceklerdir. Yani burjuvanın kökü, milli
sermayederler tarafından, kendiliğinden kazınmış olacaktır.
Vaktiyle
hak, hukuk ve adalet yürüyüşünü birlikte yaptığımız Kılıçdaroğlu’nun bugünkü
tutum ve ifadelerini, asla kendi liyakat ve ahde vefasını inkâr edercesine
yaptığı davranışını, tam da bugünlerde kabul edebilmeye imkân olmadığını
maalesef ifade etmek zorundayım. Çünkü CHP, aleyhine yapılan bütün manipülasyonlara
rağmen ve bütün Türk Milletini de arkasına alarak, İktidara doğru emin ve
kararlı adımlarla yola çıkmıştır artık. Ve bu yürüyüşün, ülkemizin bütün kırık
taşlarını onaracak olmazsa olmaz yürüyüşümüz olacağı ise asla unutulmamalıdır.
İmralı'ya,
BOP tasallutuna uyularak yollanan birkaç Vekil, elbette dünyanın sonu olmaz;
ama ülkeyi temsil eden AKP Hükümeti için bir utanç kaynağı olur. Ve bu utanç
asla ülkemizin utancı değildir. Esasen ülkemizi 23 yılda, Cumhuriyet tarihinin
en hercai, bencil ve liyakat özürlü Hükümeti olarak temsil edenlerin,
söyleyecek ve milleti ikna edebilecek bir artıları kalmamıştır bundan sonra.
Kürt
sorunu vardır dahi diyemezler, zira sorun bizatihi kendileridir. Ve kendileri
yok olunca da Türk, Kürt kardeşliği, nasılsa kaldığı noktadan ebediyete intikal
edecektir. Ne var ki, vatana ihanetin bir zabıt kaydına da ihtiyacı yoktur.
Çünkü tarihe geçmiştir bir kere. Ve milli iradeyi temsil ettiğini sanan bir zevatın
İmralı'ya gidişi, basına kapalı olabilir; ama konuşmaların teferruatı noktasına,
virgülüne kadar Türk Milletine açıklanmak zorundadır.
Kurultaya
davet edilen; ama gelmeyen ve artık videolarla derdini anlatmaya çalışan Kılıçdaroğlu'na
gelince: Önce kendisine; peki, son Kurultay sonuçlarıyla 'nasıl olması
gerektiğini' yine herkese ispat eden CHP'ne, kim suç isnat ediyor ve de kim,
olmayan bir suçu temizlesin diye sorulmalıdır. Ayrıca cesur olmak ne demek? CHP
hiç böyle bir durumla karşı karşıya kaldı mı şimdiye kadar? Daha nasıl cesur
olacak? Türk milletini bizatihen arkasına almaktan başka. Yoksa silahı eline
alıp, Öcalan çetesi gibi dağa çıksın da özeğini mi inkâr etsin isteniyor.
Kılıçdaroğlu'na tavsiyem, liyakatine ve kronolojisine daha yakışır ifadeler
kullansın.
Çünkü, CHP
diyor ki: Bir yılda üçüncü Kurultayı da alnımızın akıyla arkamızda bıraktık. Ee
iş artık seçim sandığına kaldı. Biz yağlandık bekliyoruz! Peki sandık ne zaman meydane
çıkacak? Ayrıca bir soru daha sormak vacip oldu. Acaba Amerikalı Papanın olağan
dışı ziyareti, Trump’dan istenen meşruiyetin bir göstergesi olabilir mi?
Mesela,
CHP içinde de ön Türklerde olduğu gibi bir iç Senato kurulabilir ve eski
Başkanların, ileri yaş guruplarındaki tecrübeli aydınların fikirleri de
sorularak, daha sağlam yönetimler sağlanabilir. Ve bu seviyeli durum şüphesiz
Meclise de artıyla yansır. Yani tecrübeler ve fikirlerden, yaşamların sonuna
kadar istifade edilmelidir.
Çünkü
insan var oldukça siyaset de var olacaktır. Zorbalar siyaset yapamaz, ancak
vakitleri geldiğinde yok edilirler, dolayısıyla evrensel dünyada yer alabilmek
ve kalıcı olabilmek için, önce saygın olmak gerekir. Ve bunun anahtarı da siyasettir.
Yalnız ekonomik politika farklı bir komplodur ve sonu hep sosyalleşmekle veya
Marksist bir devrimle(!) gelir.
Serendip Altındal
Özün Kişiliğinin Aynasıdır (Eski
makaleler)
serendipaltindal02.blogspot.com
