1.11.2025
Düğüm olmuş bir yumağı çözmek için yeni bir düğüm atmak değil,
en akılcı olarak ilk yapılacak iş, mevcut yumağı, bir ucundan başlayarak
çözmeye çalışmaktır. Çünkü, düğüm, düğümü çözemez, aksine çözülemez hale
getirir. O zamanda en akılcı iş düğümü keserek yumağı küçültmek olur. Veya
Conway düğümü bile olsa, 4'cü boyutta kesmenize dahi gerek kalmaz. Demek ki her
düğüm çözülür. Yeterki doğru olun ve doğru düşünün.
AKP
babaları, her geliş ve gidişlerinde kendilerinden vergi alan Dumrul'a artık
isyan etmeye başladılar. Çünkü Erdoğan'ın seçmeninde, ‘şu kardeşinize tam yetki
verin, sonra görün' mealindeki talebi bir şekilde gerçekleştikten sonra olan
oldu. Ve biz de bu günlere geldik. Dolayısıyla AKP mezalimi, aslında Erdoğan tek
adamlığıyla başlamıştır. Ki bu da hiç unutulmasın.
Bozuk
bir ekonomide, Altının ne olacağı, en sık sorulan bir sorudur. Ekonomist
olmadığım halde bana göre altın, ticaret amacından öte, bir güvence değerli
metaldir. Yani, paranızı farklı araçlarla değerlendirebilecek kadar büyük bir
servet sahibi değilseniz, mütevazi altın stokunuzu asla elinizden çıkarmayın.
Çünkü
tek alım gücünüz kalan altınınız da kalmadığından, paranızın alım gücü tamamen
sıfırladığında ki, gittikçe bozulan değil, aslında bizdeki gibi buhran geçiren
bir ekonominin sonunda olacak felaket hep budur. İşte o zaman açlık ortak
paydamız olabilir. Kadınlarımızın boş tencere yürüyüşü, ne demek istediğimi
kanımca daha iyi anlatıyor.
Manipülasyon
da yapsa, yeniden İktidar olabilmek için artık bütün çıkış yollarının
kapandığını ister istemez anlamak zorunda kalan İktidar, zirve yolunun kendisi
için kapalı olduğunu görünce, elindeki bütün imkanları kullanarak, anti yasal
kestirme yollar inşa ederek zirveye ulaşmak istiyor. Yalnız bu sapak yollar, bilimsel
yapılmış zirve yolunun güvenliğine asla sahip değildir. Dolayısıyla da bu yapay
sapakları kullanmaya kalkanlar, zirveye varmak yerine, tehlikeli yamaçlardan
yuvarlanmayı da göze almak zorundadırlar.
Türkiye
Cumhuriyeti, şayet bazı mantık sefillerinin arzu ettiği gibi ezkaza otokratik bir
federe devlete dönüşürse, o zaman 'yurtta sulh cihanda sulh' garantörlüğü biter
ve Türkiye namlı Anadolu Avrasyası, ilk başta AB sonra da USA Devletlerinin
faturayı ödeyeceği yeni bir Dünya Savaşı bombasını patlatmak üzere. ısıtan bir
ocağa dönüşür. İşte o zaman da birilerinin etekleri zil çalarken, diğerlerinin
ki tutuşur.
Yalnız
savaştan önce şöyle bir durumda oluşabilir. Enflasyonun, artık evrensel açlığı
daha da sopaladığı dönemlerde, çocuk çetelerinin bile oluştuğu ülkelerde,
çekilen silahlar, sonunda mutlaka vatandaşların kamburu haline gelmiş mutlu
azınlıklara doğrultulur. Çünkü tarih bunu defalarca yaşadı ve de yaşayacaktır.
Esasen USA da yapılan ve milyonların iştirak ettiği 'Krallara Hayır' yürüyüşü, mutlaka
anlama yetisi olanlara yeterli bir mesaj vermiştir.
KKTC
seçimlerinde, sosyal demokrat ve bağımsız bir adayın seçilmesi, Kıbrıs
Türklerinin medeni tercihlerini ortaya koyduklarını bütün Dünyaya göstermiştir.
Bu sonuç cumhurun Bahçeli kanadında infial yaratmış Erdoğan tarafında ise emperyalist
tarafgirliğini geliştirmiş ve görüntüyü kurtarmıştır.
Avrupa
da başlayan Demokrasi bütün Dünyaya yayılırken, Türkler elbette başat
olmalıydı. Nitekim bu nedenle, Türkler arasında ulusal birliği temsil eden İttihat
ı Terakki cemiyeti kurulmuştu. Osmanlı cephesinde bu hareketi ilk benimseyenler
Mustafa Kemal ve onu kendisine hasım tutan Enver Paşa olmuştu. İşte bildiğimiz
Kurtuluş Savaşı ve Mustafa Kemal'in Atatürk oluşu böyle başlamıştı. Ve kendi
hesabıma ifade edeyim ki, ben Partili veya partici değilim; ama CHP'liyim. Çünkü
Atatürk’ün kurduğu CHP, Partiden öte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bütün
Türkler için müktesep ve zorunlu bir haktır.
Ne
var ki KKTC seçim sonucu bana, Terakki döneminin, İstiklal harbini de
tetikleyen bir neden olduğunu anımsattı. Böylece düşünceyi genişleterek, CHP’nin
Atatürk yolunda, aranan ve beklenen, yalnız mental olarak değil, aksiyoner
olarak da "Atatürk gibi düşünen" bir Lideri olan Özgür Özel'in,
sonuna kadar arkasında kalınması gereğini bir kere daha anlamış oldum.
AKP
İktidarı giderken, ülkeyi Osmanlı Kapitülasyonlarından bile fazla ve ağır bir dış
borç yükü altında bırakacağı beklendiğinden, gereken tedbirlerin alınması,
hayati önem kazanıyor. AKP gemilerinin hepsi karaya oturunca, ondan sonrası
tufandır ki, bu da esasen hepsini götürür. Yani geriye artık AKP anısı bile
kalmaz. Beklendiği üzere, alınıp satılamayan, gerçek Cumhuriyet Hukukçuları
devreye girince, Hukuk Davası bile sayılamayacak ‘mutlak butlan’ gerekçeli Dava,
üstünde bile durulmaya gerek kalmadan yok sayıldı. Darısı bütün hukuksuzlukların
başına olsun diyelim.
AKP
artık elinde kalan, hukuk yaftalı gemilerini de yakabilir. Esasen AKP’nin yapısı
bir zincire benzer. Tek bir halkanın kopması bile, bütün zinciri işlemez hale
getirir. Ki, ellerinde patlamaya hazır el bombasına dönüşmüş durumlarının bile
farkında değildirler. CHP şayet AKP gibi olsaydı bu kadar manipülasyon sonunda çoktan
dağılırdı. Ya AKP’nin CHP’ye yaptığını CHP AKP’ye yapsaydı acaba AKP şimdi
nerede olur ya da olamazdı.
Motorin
ve Benzin fiyatları öznel dünyamızı pahalı yaşam ürünlerinden bile daha fazla
yaşanamaz hale getiriyor. Çünkü hidro karbon ürünlerine yapılan bir liralık zam
bile en az bin lira olarak önce yaşam ürünlerimize yansıyor. Ahval bu iken
İktidar kanadı, ekonomi konusunda vatandaşa hala cennet(!) masalları anlatmaya
devam ediyor. Yalnız beklenen ve öngörülen algoritmaya göre, AKP tek adam
İktidarından sonra Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş döneminin üstünde bir kalkınma
hızına iki yıl içinde erişecektir.
Aynı
bağlamda, para çakalları (bahis mafyaları) artık kollarını resmi futbol
Hakemlerine kadar uzatabiliyorlarsa, kim bu İktidarın efradına, AKP
kapatılmadan yeni seçimlere katılma opsiyonu verebilir ki? Her ne kadar şimdi,
radikal U dönüşleriyle vakit öldürüyorsa da Erdoğan'a gülücükler atan Babacan
dahi bu soruya cevap verebilir.
Cumhuriyet
tarihimizin en anlamlı kutlaması ve kimsesizlerin de hamisi olan 29 Ekim Cumhuriyet
Bayramımız onu bütün özümseyenlere, 102'nci tekrarında yine kutlu olsun.
İstanbul Bağdat caddesindeki kutlama ise Özgür Özel farkıyla, milyonların
buluşmasıyla tarihi bir gerçek haline geldi. Darısı ebediyete kadar yeni yüz
yıllara.
Serendip Altındal
Özün Kişiliğinin Aynasıdır (Eski
makaleler)
serendipaltindal02.blogspot.com
