1.10.2025
Güncel
konular, gençlerin kitaba göre, yaşlılarınsa, daha ziyade bilgi ve tecrübeye
dayalı yorumlarıyla değerlendiriliyor şüphesiz. Durum bu olunca da yakın geleceğin
bizi daha fazla ilgilendirdiği, söz konusu olduğunda, süreç sonunda gerçekleşen
yeni gündem, bazen yorumlara uymuyor ya da bilgi ve tecrübeye dayalı yorumların
daha fazla güncelleştiği görülüyor. Ne ki, yukarıdaki resmin yazısı, “Türkiye
delik deşik” olmalıydı; ama Türkiye’ye kıyamadım.
O halde
ortak anlayışa göre ilk önce yapılacak iş, CHP olağanüstü Kurultayının verilen terminde
aday ayırmadan gerçekleşmesidir. Bütün Parti üyelerinin adaylığıyla, seçimin
herkesi ikna etmesi tekrarlanmalıdır. Ki isim vermek istemiyorum, çünkü
doğrusal çizgide hakkın, yine sahibini(!) bulacağı kesindir.
AKP'nin
İktidarda kalmak sevdasıyla, tutukladığı CHP Belediyeleri yönetim personellerini,
tehditler ve para teklifleriyle satın alarak kendi seçmeni yapmaya çalışması, artık
ayyuka çıktı. Öyle ki, bilhassa da rüşvet işlerine para bulmak için ülkeyi bile
satacak hale gelmesi, hatta neredeyse milletin sırtından başlayarak derilerini
bile pazarlamaya başlayacağı, tartışılmaya başlandı.
Bir
zamanlar memleket soyuluyor deniyordu, şimdi ise ülkemiz aynı zamanda oyuluyor
ve halk kurtuluşu çağırıyor. Mealinde, tutuklananların hele "AKP'ye
geçmezseniz zindana atılırsınız" açık anlamıyla tehdit edilmeleri, Türk
Hâkim ve Savcılarının utanç kaynağı haline gelmiştir. Ne var ki, yetti garı,
sahnede hep Erdoğan var, bitsin artık bu Karagöz vodvili.
Yavuzyılmaz'ı
dinleyin ve ülkenin ekonomik iflası tek becerisi olan İktidarla, yaşamakta
olduğumuz sosyal-ekonomik facianın, bu İktidarla asla düzeltilemeyeceğini,
kimseye sormadan belgesel olarak siz de öğrenin. Ayrıca Lassa ateşi denen yeni
bir epideminin, Nijerya gibi müsait topraklarda, ilaç şirketleri tarafından
neden yaratıldığını da algılarınızın arasına katın.
Yapılan
son araştırmalarda, AKP seçmeninin, finansal besleme yandaşlarının, ki o da
ancak %25 seviyesinde olduğu görülüyor. İşte bu gözle de baktığımızda, genel
Kurultay yapıldıktan sonra, Özel Liderliğindeki CHP'nin, daha aktifleşerek,
demokrat muhalefet bileşkesiyle birlikte ülke tabanını daha da perçinleştirmesi
bekleniyor. Çünkü ülkemiz oyuluyor ve muhalefet de artık İktidar yürüyüşünün
son adımlarını, kurtuluşa doğru atmaya hazırlanıyor.
Özel’in
başarısını arttıran en önemli faktör, herkesin duymak ve öğrenmek istediği gerçekleri,
anlayacağı bir dil ve fonetik kullanarak, mitinglerde bütün söylediklerinin,
hiç aracı kullanmadan herkesin anlayarak benimsemesidir. Çünkü bu akıllı ve dik
duruşu nedeniyle de sevilip sayılıyor, kendisini destekleyenlerin sayısı da her
geçen gün devamlı olarak artıyor. Ki oyulan ülkemizin bu yünde gelişmesi, hak,
hukuk ve adaletin yeniden milletin olacağı tepe noktasına doğru, gittikçe yaklaşıyor.
CHP
Partiler üstü ve dışı bir kuruldur. Çünkü Atatürk Osmanlının 650 yıllık tarihi
geleneği üstünde, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken, önce reorganizator olarak Cumhuriyet
Halk Partisi adıyla işe başlamak zorundaydı. Dolayısıyla Türkiye'de bırakın
Partileri, Padişah sultası altındaki çevrede, henüz siyasiler dahi yoktu. İşte
böyle bir çerçevede tek var olan ve meclisi tek başına temsil eden ilk siyasi kurum
veya Parti CHP olmuştu.
Bir
zamanlar tek Parti veya ilk Cumhuriyet Hükümetini 27 yıl boyunca temsil eden ve
çok Partili sisteme dahi yine, Meclis Başkanı İsmet Paşanın kendi onayı ile
geçiş yapılan bir siyasi kurumun veya Partinin, haricindeki bağnaz ve nankörler
eliyle bugün düştüğü duruma bakın. Ki bu durum, asla anlaşılır ve kabul
edilebilir değildir. Ülkemiz yatırım yapamayacak ve paketlenerek emperyaliste
teslim edilecek hale getirilmiştir.
Yıllardır
anlatmaya çalıştığım gerçeği algılamaya Bahçeli de başladı. Rusya ve Çin'le
pakt yapmaya, geç de olsa karar verebildi. Ne denir, aferin valla. Bu düşünce
gerçek olursa ne olur? Bugün kimin elinin, kimin cebinde olduğu bilinmeyen
Dünya ekonomisinde bizim daha fazla bir kaybımız olmaz; ama aksine milli
müktesebatımızı koruma yolunda dev bir adım atmış oluruz. Yalnız bu görüşü değerlendirmesi,
Erdoğan'ın Trump'la Boeing anlaşması yapmasıyla ofsayta düşmüş oluyor.
Atatürk
mentalini, saçından ayak tırnağına kadar destekleyen muhteşem Özel konuşmasıyla
başlayan Kurultay, beklendiği gibi yine Özel'in tartışmasız Liderliğiyle sonlandı.
Ayrıca bu Cumhuriyet Kurultayı, Türkiye'ye yeni bir demokratik Cumhuriyet
kazanımı ve farklı düşünen emperyalist Dünyaya da yeni bir ders oldu.
Atatürk'ün
kimseye verilecek hesabı olmadığı gibi elbette kurucu Partisinin de
olmayacaktı. Ve bunu da tek yumruk birlikteliğiyle, karşıt düşüncelerin
beyinlerine soktular. Bana göre bu hususun tek nedeni ise, CHP camiasının
kadın, erkek tamamen Devlet adamı vasıflı ve liyakatli vatandaşlardan seçilmiş
olmasıdır. Esasen bu Kurultaya bile itiraz olursa, bu kararı veren bile, hukuk
adamlığını bırakmak zorunda kalacaktır.
Bu vesileyle
de gerçekleşen durum, erdemlerini satarak AKP'ye geçen ve Silivri'de yatanları
adam saymayan, CHP atıklarına da kapak olsun. Erdoğan'ında çaresiz kaldığı AKP
yıkımına, profesyonel danışmanlar da çare bulamıyor. Esasen "Türkistan'dan
Rumeli’ye" programlarını izleyerek, Türk dünyasının, AKP'nin yaşayamadığı
veya yaşamak istemediği ihtişamını, siz de yaşayabilirsiniz. O zaman belki,
aslında kime hizmet ettiğimiz daha iyi anlaşılabilir.
Trump'la,
yavrularına süt, yumurta vs veremediği milletine danışmadan, gelecek nesillerini
bile borçlandıracak akıl dışı anlaşmalar yapmaya kalkan AKP camiası; 23 yıldır
kahır sahibi yaptığı milletine, CHP ile uğraşmayı bırakıp, o milletin önünde nasıl
hesap vereceğini de artık düşünmeye başlaması, akıllıca olur. Çünkü yasal
olmayan yollarla kendi menfaatini koruyana akıllı demezler. Menfaatten öte,
ulusuyla özdeş olan maneviyatını, anayasaya taviz vermeden koruyandır, gerçekte
akıllı ve tarihe geçecek olan.
Esas
amacı nedeniyle, Trump ile bir buluşma ayarlayabilmek için oğlunu aracı eden
Erdoğan bu amacını, batmak üzere olan ekonomisine rağmen, JR'a verdiği 250 adet
Boeing siparişi tüyosuyla gerçekleştirebildi. İyi de Dünyanın en pahalı
uçaklarının parasını kendi cebinden ödeyecekse mesele yok. Ne ki uçak siparişi
Trump'a kıyak olduysa da milliyetçileri tavlamak için en iyi bildiği iş olan
top çevirmeyle, Gazze üzerine de BM de bir iki kelam etti. Belki bunun içinde, AKP’ye
verilen Türkiye misyonu nedeniyle, Trump'la ikili bir paslaşma yapmış olmaları
da muhtemeldir.
Bir resmî
Mahkemenin kararını, bir diğeri bozuyorsa, Adalet iki vücutlu olmuş demektir.
Ki, bu da ülkeyi böler. İşte tam da bu noktada akıl, dolayısıyla da adalet ve
Erdem sahibi olan AKP'liler, arkası gelmeyen yasa ihlallerine daha fazla
seyirci kalarak sorumluluğa ortak olmadan önce, Cumhur ittifakına dur demelidirler.
Ki onurlanarak, AKP sonrası gelecek Hükümetlerde de siyaset yapabilme şansına
sahip olabilsinler. Yoksa tarihe bir onur belgesiyle geçemeyecek ve neden
oldukları kaos içinde de hep birlikte yok olacaklardır.
Ayrıca
yukarıdaki bahse konu ihlaller üzerine, AKP'yi şimdi oldukça meşgul eden
sonuncusu, Trump ‘tan talimatlı süreç meselesini de bitirerek, Öcalan'ı serbest
bırakan ve BOP misyonunu da tamamlayan zorunluluğu, oturtmak gerekecektir.
Dolayısıyla da anlaşılacağı üzere, Erdoğan'ın yargı ihlalleri grafiği hayli
yüksektir ve giderek de katlanmaktadır.
Barrack'a
göre bizim otokrat demokrata, Trump bir de meşruiyet verecekmiş. Bak sen, bir
eksiğimiz o kalmıştı hani. Barrack, Erdoğan'ı bıraksın da önce Trump'a, sen Erdoğan'ın
Padişahımısın da ona meşruiyet veriyorsun. Sen önce sözlerinin arkasında dur da
adam olduğun anlaşılsın. Ve önce Ukrayna, Rusya savaşını, Filistin katliamını
bitirebilirsen bitir diyerek, kendi işine bakması gerekmez mi? Barrack Federe
Hükümet memuru olduğu için, ulus Devlet tecrübesi yoktur, kusuruna bakmayın!
Aynı
bağlamda, Trump'la Erdoğan arasındaki hiç bahsedilmeyen anlaşmaları, aslında
önemsemek gerekir. Erdoğan'a verilmesi istenen meşruiyetin neyle ve nasıl
olacağının da altı kırmızı çizilmelidir. Batmak üzere olan milli ekonomimize,
yıllarca dış borçları katlayacak olan bir anlaşmaya, çamur atmaya ise hiç gerek
yoktur. Çünkü esasen batmış olanı, daha fazla kirletemezsiniz.
Giderek
milli silah sanayiinde geri dönülemez bir konuma giriyoruz. Çünkü ABD'den şayet
icazet alamazsak, kendi savaş uçağımızı bile yapamaz hale geleceğiz. Bu
durumdan kurtulmak için de acil olarak kendi yağımızla kavrulmak zorundayız.
Yani milli silahlarımızın üretim maddelerinden, motorlarına, her türlü
elektronik aksamına kadar, rahmetli Atatürk’ün de arzu ettiği gibi, milli
patentle üretim yapmamız gerekmektedir.
Yoksa
yakın bir gelecekte bizim de içinde olabileceğimiz savaşlar, daha başlamadan
bizim için bitmiş olacaktır. Yol yakınken biraz da bu hayati konuma odaklanmak
gerekmiyor mu? Ne var ki yarın, bir zamanlar Feto için söylediklerini, 'Trump
ne istediyse verdik yanılmışız" dediklerinde, çevrelerinde kendilerini
dinleyecek yandaş bile bulamayacaklardır artık…
Serendip
Altındal
Özün
Kişiliğinin Aynasıdır (Eski makaleler)
serendipaltindal02.blogspot.com
